Tembellik hakkı, çalısmaya karsı bayrak açan ünlü Küba asıllı Fransız düsünür Paul Lafargue’a
ait bir kavramdır. Karl Marx’ın damadı da olan Lafargue’ın Tembellik Hakkı isimli kitabında
İncil’den yaptıgı su alıntı son derece siirseldir:
“Tarlalardaki zambakların gelisip serpilisine bakın. Onlar ne çalısıyor, ne de yün egiriyorlar.
Buna karsın söyleyeyim size, Süleyman, o görkemi içinde daha göz alıcı giysilere bürünmüs
degildi.”
Felsefi düzeyde, çalısmak kutsaldır ve bu kapitalizmin insanlıga en önemli katkısıdır. Oysa,
feodal toplumda, çalısmak bayagı olup sadece asagı sınıflara layık görülürdü. Öte yandan
sanayi devrimi ve kapitalizm, çalısma ve yasam yerlerini farklılastırarak, insanı, günlük yasamını,
çalısma ve bos zaman planlaması açısından disipline etmistir. Oysa, sanayi devrimi öncesinde
böyle bir mekansal farklılasma olmadıgı için, insanlar, günlük yasamlarını, çalısma ve bos
zaman arasında farkında olmadan belli belirsiz bölüyordu.
Enformasyon teknolojisindeki bas döndürücü gelismeler nedeniyle ev merkezli topluma dogru
hızla yol alırken, tıpkı sanayi devrimi öncesinde oldugu gibi, zamanı çalısma ve bos zaman
arasında istedigimiz kadar esnek olarak bölüp kullanabilecegimiz bir yüzyıla girdik. Öyle
anlasılıyor ki, insanın, kabaca ve esit olarak 8’er saat olmak üzere, uyuma, çalısma ve bos
zaman olarak bölünen günlük yasamı, bir bakıma daha karmasık, bir bakıma daha yalın olacak.
Karısık olacak, çünkü, çalısma ve bos zaman birbirinin içine girmis görünüyor, bilgisayarla
çalısan birisi aynı zamanda bir bos zaman etkinligi olarak internette alısveris yapabiliyor; yalın
olacak, çünkü, eger teknolojiyi insanlık lehine daha esit sartlarda kullanabilirsek, makineler
çalısacak, insanlar tembellik haklarını kullanacaklar. Erken 21.yy’ın en önemli dinamiklerinden
birisi, iste bu ikilemde yatıyor. Çalısma ve bos zaman ikilemi. Bakalım öyle mi? Ampirik bulgular
bu görüsü ne kadar destekliyor?
* * *
GlobeScan yönetiminde 28 ülkede 28.889 kişiyle görüşülerek gerçekleştirilen ve Türkiye
halkasını Yöntem Araştırma Danışmanlık Ltd.’nin oluşturdugu küresel izleme araştırmasının
sonuçları bu ikilemin varlığına işaret etmektedir.
İki farklı ekonomik modelin özünü teşkil eden iki farklı soru sorup, yurt ve dünya kamuoyunun bu
sorulara verdiği cevaplarda kalkarak tezimizi sürdürmeye devam edebiliriz. Soralım sorularımızı:
-
Ekonomik büyüme işsizligi önemli ölçüde azaltacak tek yoldur.
-
Aileme, arkadaşlarıma ve kişisel projelerime daha fazla vakit ayırmak için her hafta bir günlük
ücretimden vazgeçmeye razı olurdum.
Yurt ve dünya kamuoyunun bu tutum sorularına ne ölçüde katılıp katılmadıklarını analiz
ettiğimizde ortaya çıkan tablo ilginçtir:
Dünya kamuoyunun %71’i ekonomik büyümeyi işsizligi önemli ölçüde azaltacak tek yol olarak
gören fikre katılırken, %60’ı ailesine, arkadaslarına ya da kisisel projelerine daha fazla vakit
ayırmak için her hafta bir günlük ücretinden vazgeçmeye hazırdır. Bu anlamda, dünya kamuoyu,
görüşünü daha çok çalışmaktan yana koymuş ama, daha çok boş zaman kullanma hakkında da
olumlu bir tavır sergileyerek yukarıda özetledigimiz ikilem içinde oldugunu ifade etmiştir.
Durum Türkiye’de, oranlar düşmüş olmakla birlikte farklı değildir. Ekonomik büyümeyi işsizligi
azaltacak tek yol olarak görenlerin oranı %60 iken, haftada bir günlük ücretten vazgeçip daha
fazla boş zaman kullanmayı tercih edenler %45’tir.
İlginçtir, Filipinler, Çin, Güney Kore ve Kanadalılar daha çok bos zaman kullanmaktan yana bir
tutum sergilemisler, Yunanlılar ise, yasadıkları ekonomik kriz nedeniyle olsa gerek, ekonomik
gelisme ve çalısmaktan dem vurmuslarıdır. Eski sosyalist ülkelerden Rusya halklarının daha çok
çalısmaktan yana tavır koymaları da Yunanlıların tutumları kadar ilginç görünmektedir. Latin
Amerika ülkelerinin de daha çok bos zaman kullanmaktan ziyade ekonomik büyümeye
odaklanmıs olmaları,sürekli uyuyan Meksikalı imajının bir efsaneden ibaret oldugunun
göstergesi sayılmalıdır.
* * *
Çalısmamak, para kazanmak için çalısmamak ya da tembellik hakkını kullanmak entropik bir is
olabilir mi? Dogayla diyalog halinde olmak, çevreci degerleri savunmak zaten daha az çalısmak
demek degil midir? Tıpkı Hindistan’da tras olan adam gibi yolun kenarına oturarak etrafı
seyrederken hem zamanı genisletmek, hem sohbet etmek ve hem de, tabii ki hep simdiki
zamanda yasamaya çalısmak. Yasamın amacı da bu degil midir zaten. Çünkü Pierre
Bourdieu’nun Cezayir’deki Kaabyle köylülerini anlatırken popüler bir sarkıdan aktardıgı gibi,
zaman, yakalanamaz.
“Dünyayı kovalamak nafiledir
Hiç kimse, hiçbir zaman onu yakalayamaz.”
* * *
Çalısmak ve bos zaman arasındaki denge bıçak sırtındadır. Saga sola devrilmeye gelmez.
Mustafa Bülent GÜNDOĞMUŞ
Kasım, 2011 |